BİR KIŞ MASALI

BİR KIŞ MASALI
Karlar düşer , düşer düşer düşer ağlarım,hep ismini hep ismini anarım diye başlayan şarkı kış mevsiminin sevimli yanı.Mevsimin anlamına ve havasına uygun.Çok önemli gündem maddeleri var hiç kuşkusuz ama benim için en önemli sorun şu an soğuk.Allaha çok şükür yakacak var Rabbim olmayana versin.Ama her sene olduğu gibi kış geldiğinde içim bir daralır bir bunalır bir küser yani ne bileyim işte çok karamsar ve sinirli olurum.

Aslında karın lapa lapa yağışı .ilk yağan karın üstünde bulutlara basarak yürüyormuş gibi yürümek çok romantik .Evde sobanın üstünde kestaneler,kaynayan çaydanlığın içindeki suyun sesi hele de sobanın yanında minderiniz varsa kedi gibi kıvrılıp yatmanın zevki.Bunlar güzel yanları biliyorum amaaa ben çok üşüyorum.Zorla değil ya üşüyorum o yüzden kışla aramızda bi-soğukluk-var.Karların çatılardaki,ağaçların dallarındaki incecik iplerin üstündeki o yığılmaları ve kardan adam ,doğadaki kartpostal resmi gibi görüntüsü ,biliyorum ama ben gene de üşüyorum.

Yaz içimdeki coşkuyu ne kadar artırıyorsa kış o kadar bunaltıyor.Sabah kuş sesleriyle uyanmak dallardaki çiçekleri seyretmek tertemiz havayı teneffüs etmek ve sıcak güneş sıcacık ne güzel .Ama ben üşüyoruuuum.Yazın kavurucu sıcakları ne olacak diyebilirsiniz olsun ben razıyım .

Ülkede bunca sıkıntı varken senin derdin bumu diyebilir beni egoistlikle suçlayabilirsiniz, haklısınız belki ama ne yapayım üşüyorum.Soğukların artması birde bir türlü anlam veremediğim saatlerin geri alınması erkenden hava kararınca sanki bütün doğa ölüyor ,herkes evlere çekiliyor ne bileyim işte….

Daha öncede bahsettiğim gibi küresel ısınmalardan dolayı mevsimleri elbirliği ile ikiye indirdik, bir yaz bir kış,ara mevsimler yok oldu.Az daha unutuyordum kış geldi sohbet konumuz tekrar başladı. Geçen kış bir arkadaşım bu mevzuda yazmamı istemişti ama fırsat olmamıştı.Hele bir tahmin edin ..soğuk mu, yakacak mı ,giyecek mi,hepsine birden hayır, amaaan seninle mi uğraşacağız bide bulmaca çözelim istersen demeyin tamam söylüyorum.Bir çoğunuzun tahmin ettiği şey doğalgaz faturası.Geçen kış en çok konuşulan mevzu ne ülke sorunları ne siyaset ne bilmem ne..doğalgaz faturasıydı.Akşam yada gündüz oturmalarında iki hoşbeşten sonra hemen konu doğalgaz faturalarına geliyordu .Sorulan sorular verilen cevaplar aynı .Sen kaçta yaktın -şunda -,ne geldi -bu -,aaaa çok gelmiş-şunda- yak odaları kapa ben öyle yaptım -bu –geldi. Uzadıkça uzar gider muhabbet!!

Yeter kardeşim olan vaaaar olmayan var ,hala soba yakan ,baca temizleyen var,varsa tırnağı başını kaşıyan var değil mi ama.Bize ne sizin doğalgaz faturanızdan canım.Bakın kış geldi bir şeyler yazmak bile istemiyorum.Dedim ya bir karamsarlık çöktü içime yoksa Rabbinden gelen onun yarattığı her şey çok güzel ve de mutlaka bir sebebi var.Bu sadece bizim ruh halimizle ilgili lütfen bana kızmayın bizler birer beşeriz.Ama ben hala üşüyorum…..

DİKKAT!! NAMAZ KILAN ÇIKABİLİR

DİKKAT!! NAMAZ KILAN ÇIKABİLİR
Bu başlık nerdenmi çıktı? Sabah haber sitelerini gezerken bir habere rastladım kızsam mı ağlanacak halimize gülsem mi, yoksa sinirden kafayı mı yesem anlayamadığım bir ruh haline büründüm.Haberi izlememiştim çünkü o kanalın haberlerini objektif bulmadığım için hiç takip etmem ,ha kazara bakarsam dediğim gibi sinirlerimi bozmamak için hemen zaplarım.
Neymiş efendim duydunuz mu özel bir okuldaki çocuklar öğretmenleri ile birlikte Cuma namazına gitmişler .AMAN ALLAHIM ! nasıl böyle bir şey olabilir .Vay utanmaz öğretmenler birde onlara refakat etmişler sizi gidi siziler .Siz dersinizi verin kara tahta başında ( ama kara tahta kalmadı değilmi neyse) okul kapısından çıkınca ne yaparsa yapsınlar size ne…Gençlerimiz okul çıkışı hatta çıkmadan okulu kırarak bir diskoya gitmeliydiler.Artık kapıda bekleyen tinercisimi yada uyuşturucu satan birimi yada kız avlamak için pusuya yatmış bir kadın tacirimi bekliyor size ne .Çağdaşlaşmak adına çocuklarımızın özgürce yaşamaları kişiliklerinin gelişmesi ve kendilerini ispat etmeleri için bu denli imtiyaz ve hoşgörü normal ama namaz olmazzzzz,olamazzzz. .
Dikkat ettiyseniz bu şahıs arada temcit pilavı gibi bu tür haberleri ısıtıp ısıtıp önümüze getiriyor . biz yemiyoruz gerçi ama bir gün onun başı ve midesi fena halde ağrıyacağa benziyor.
Bu nasıl bir zihniyet !haaa ben mi değiştireceğim ? tabi ki hayır ama karınca misali hiç değilse bu uğurda yazamazmıyım.Haberi yapan beyefendi hazretleri! Haşmetmeap! Araştırmacı gazeteci ,gazetecilik ilkelerine göre haber yapan şahsiyet !! ve seslendirme yapan diğer şahsiyet!! öyle bir anlatıyor ki bir korku filmi yada aksiyon çekiyorlar sanki.Evet bir film çekimi var,insanlara inançları gereği yaşamalarının çok büyük bir suçmuş gibi gösterildiği bir film.
İnsanlar bilmedikleri şeylerden korkarlar peki niye öğrenmek istemezler, çıkarlarına ters düşeceklerini bildikleri için.Yaniiii ben biliyorum ama işime gelmiyor sizin yapmanızı da hazmedemiyorum kardeşimm. İyide yap sana kim engel , nefsin.Bunun suçu bende mi ,hayır .Allah Alllah bende mi bir anormallik var acaba yüzde doksanı Müslüman olan bir ülkede inançları gereği namaz kılan birkaç çocuğu ve onlara refakat eden öğretmenleri sanki çok büyük bir suç işlemiş ve onları yakalamanın mutluluğuna varmış bir edayla haber yapmanın neresi başarı.Türkiyede yaşayan gayri Müslim insanlar ve de çocuklar okulda ibadet etmesi gerektiği zamanlar nasıl etmelilerse ve de Pazar günleri kiliselerine gitmeleri gerekiyorsa ve de buna karışmaya hiç kimsenin hakkı yoksa – ki böyle olmalı-bizim çocuklarımızın yaptığı neden öcüüüymüş gibi gösteriliyor.Başörtüsünü hallettiniz o çocukların hakkına girdiniz şimdi sıra okulda namaz kılan çocukların hakkına geldi hadi bakalım kolay gelsin.
Okullardaki rezillikler diz boyu haber yapılması geren bunlar aslında.Televizyonlarda dershane ,okul dizilerine bakın kafayı yiyesi geliyor insanın .Yaka bağırlar açık,kravatlar bellerde yada hiç bağlanmıyor etekleri aramak için büyüteç kullanmak lazım görünmeyecek şekilde kısa,o şunun sevgilisini almış ,öbürü ötekinin çetesine katılmış biri abi olmus beriki onun kankisi , kızdıklarında güya belli olmasın diye gazeteye sarılmış bira yada alkol şişesi falan filan ama kimin umrunda .Filmler reyting yapıyor ya sen ona bak ,işine gelmiyorsa izleme diyeceksiniz inanın izlemiyorum ama gördüğüm duyduğum yetiyor.(benim evde de üç tane tv izleyicisi olunca ister istemez..)Evde kumanda bende olduğu için önüne geçebiliyorum çoğu zaman.
Yapmayın Allah aşkına ,bu kadar anormalliğin içinde uyduruk kaydırık haberlerle insanı çileden çıkarmayın.Namaz kılandan Allahtan korkandan kimseye zarar gelmez, asıl Allahtan korkmayanın kuldan utanmayacağını bilerek tedbir alın.Bizim dinimiz kadar mükemmel başka bir din varmı dünyayı tehdit eden domuz gribinin bile tek çaresi temiz olmaktan geçiyor .Yani sünnetin birini yerine getirmek bile bu tehlikeden korunmak için yeterli olabilir .Elleri ,evi ,çevreyi temiz tutmak.Bunu da haber yapsınlar okulda çocuklar topluca elleri yıkamaya gittiler sünneti uyguluyorlar irtica hortladı.vs.vs.vs.
Bu insanlara yaranmanın tek çaresi var ezanı duymayacaksın namaz kılmayacaksın,kuran kursuna gitmeyeceksin, başını örtmeyeceksin, Allahtan başka herkese kul olacaksın ….pekiii onlara yaranmak gibi bir sıkıntımız olduğunu kim söylüyor .Biz ne olursa olsun kim ve ne için olursa olsun Allahtan başka her şeye
“LA” DİYORUZ…..

FATİHLER ! FETİHTEN ! DÖNDÜ

FATİHLER ! FETİHTEN ! DÖNDÜ
Davullarla, zurnalarla ,zılgıtlarla döndüler birer kahramanmışlar gibi.Öyle ya aylarca yada yıllarca esir tutulmuş(!) özgürlükleri için savaşıyorlardı.Onlarda ana, baba ,yar hasreti çekiyorlardı.Sanki kundaktaki sebinin ,yaşlıların ,kadınların,bıyıkları yeni terlemiş ana kucağından asker ocağına giden delikanlıların katilleri onlar değillerdi.
Açılımın saçılımın bir yerlere katılımın tek kelimesi derdim değil.Sonuçları iyi olur inşallah ama bu başlangıcın bir çok ciğeri parça parça ettiğine de adım gibi eminim.Yıllarca dağlarda terörist olarak yaşayıp bir anda halkın içinde sıradan bir vatandaşmış gibi yaşayabileceklerine sizin aklınız eriyor mu benimki ermiyor vallahi.
Bu kürt meselesi değil kısa aklımla ,hani diyorum ya siyaset benim neyime aklımın kestiğini yazıyorum.Kürtleri ille de PKK ile bağdaştırmak doğrumu peki , bence değil.PKK bir terör örgütü fakat her kürt terörist değil bunu ayırt etmek lazım.Çok iyi doğulu arkadaşlarımız var bu işlerle uzaktan yakından ilgileri olmayan .
Bu çalışmalar ülke yararınaysa buyursun yapsınlar ama her şey birden bire güllük gülistanlık olacak, herkes kardeş gibi yaşayacak zannetmesin kimse.Dün televizyonda dağdan inen TERÖRİST lerin birer kahraman gibi karşılanmalarını hazmedemedim .Üstelik bu hükümetin başarısı olarak gelmedi bana nedense .Gelmedi çünkü otuz bin kişinin katili olan ,mecliste yada miting alanlarında ve her ortamda bu eli kanlı katilden sayın diye bahsedilen bir şahsın emri ile dağdan inmişlerdi..Hapishanede özel bir misafir gibi ağırlanan ve içeriden örgütünü istediği gibi yöneten bu katilin aldığı her nefes zarar.Dağdan iyi niyet göstergesi olarak inmediler kış geldi ,kış şartlarında yaşamak oldukça zor, kışı burada geçirir yaz geldi mi doğru dağa.Sanki dersiniz seferden dönen şanlı Türk askerleri Türkiye’ye kafa tutar gibi duruşları , meşhur insanlar gibi pahalı ciplerle hava atışları kime neyi ispat etmek istiyor acaba.Utanmadan birde ellerinde o bez parçaları ,paçavralar ve o alçağın resimleri . Neyse ki polis izin vermedi.
Yok kardeşim yook bu görüntülere bakıp ta içi cayır cayır yanmayacak bir şehit anası yada babası düşünemiyorum.Ondan sonra gelip aynı mahallede ,aynı şehirde kardeşçe yaşamaları istenecek.Bir müddet sonra onları belki de devlet dairelerinde de görebiliriz ne dersiniz olur mu olur yani.Aslında bu kişileri önce ,görevi başında ,eli tüfeğinde onların analarının bacılarının canlarını ve namuslarını beklerken bizzat katlettikleri o askerlerin ve polislerin mezarları başına götürmek lazım .Bakalım utanmadan vicdan azabı duymadan bu topraklarda nasıl nefes alıp yaşayacaklar.
Hanımefendiler! Beyfendiler! Bir takım isteklerle gelmişler (aman efendim ne demek emriniz olur)
bir tanesi PKK ya düzenlenen askeri operasyonların durdurulması ….hemen….
ikincisi Kürtçeyi özgürce konuşmak…..Türkçe konuşun diye gırtlak sıkılıyor ya hani…kendi dilini konuşmaya kim mani oluyor sen tutup milletin meclisinde bunu yaparsan tabiî ki sesini kısarlar .Oldu …gelsin mecliste kürdü Kürtçe lazı Lazca çerkezi Çerkezce konuşsun ohhh ne ala memleket ne renkli meclis!
üçüncüsü çocuklara Kürtçe isim koymak …….sanki koymuyorlar… koysunlar kime ne,
ve liste uzuyor meraklısı haberleri bi zahmet takip etsin köşe sınırlı..
Haa unutuyordum bu arada Türk adaletinin tecellisinin ne çabuk yerini bulduğuna da şahit olduk.Yıldırım hızıyla yapılan sorgulamalar bize aylarca hatta yıllarca adli tıptan gelmeyen dosyaları ve de bir türlü açılamayan yada sonuca bağlanamayan davaları hatırlattı.
Üzgünüm, umutsuzum,endişeliyim,şüpheciyim,kaygılıyım devlete saygılıyım ama dağdan inen bu iki yüzlülere de dün kardeşimi öldüren ,bugün bana dost elini uzatan ,barış için geldiğini savunan , bıyık altındaki sinsi gülüşlerini fark etmediğimi düşünen şehit annesinin sesiyim .
Size güvenmiyorum ,inanmıyorum,bir arada yaşamak istemiyorum.Şimdiye kadar karnınızı kim doyurduysa sırtınızı kim sıvazladıysa ,al kanlarımızı dökmek için o silahları size kim temin ettiyse gidin onların ekmeklerini yiyin ,onların çatısına girin.Ama benim ülkemdeki havayı teneffüs etmeyin….

SİZE İNANMIYORUM !! İNANMIYORUM !! İNANMIYORUM!!!!!

‘O’NA GÜVENMEK

‘O’NA GÜVENMEK
Her şey üzerinize üzerinize geliyor, bir türlü dertlerinizle baş edemiyor, hayatın size bir kastı olduğunu düşünüp yaşamaktan bıkıyor hatta ondan vazgeçmeyi düşünüyorsunuz.Defalarca düşüp kalktınız,yalnız kaldığınız çok anlar oldu,sevenleriniz sizi bazen anladı bazen de anlamadı.Onca çabanıza gösterdiğiniz sabra karşılık mükafatını alamadığınızı düşünüp ızdırap çekiyorsunuz.
Dilimizden düşürmediğimiz ‘teslim olmak’fiilini uygulamaya sıra gelince aslında çok eksiklerimiz olduğunu fark etmiyoruz ,biz tam anlamıyla ‘TESLİM OLAMIYORUZ’.Yüce yaradan hiçbir kulunu başıboş bırakmamış ve yarattığı hiçbir şeyi de sebepsiz yaratmamışken bizim hayattan bezginlik duymamız ve onu sonlandırmak istememiz kadar büyük bir hainlik olabilir mi ? Diyelim bunları düşündük daha da kötüsü yaptık bunun hesabını nasıl veririz ,daha doğrusu vermek mümkün olabilir mi ?
Defalarca tekrarlarız da bir türlü algılayamayız ,bu dünyanın imtihan dünyası olduğunu ve de verilen rollerin oynandığını.Rolünün hakkını veren kıytırık Nobel’i almayacak sonsuz güzellikteki cennetle mükafatlandırılacak.
Tevekkül, insanın kendine yüklenen bütün görevleri yaptıktan sonra işin sonucunu Allah`a bırakması, O`nun yaratacağı neticeyi güven ve rızâ ile karşılayıp, insanlardan bir beklenti içerisinde olmaması; kısaca Allah`a güvenip, âkibetinden endişe etmemesidir.”Bu tanımı bilmez gibi bir şeyler yapıp ondan sonra da haşa Allah la pazarlığa oturuyor bize vermedikleri için şikayetleniyor belki de kızıyoruz .Peki nerde rıza ?nerde güven?, nerde itikat ? ……….Allah’a inanıyor ve teslim olmuşsanız, ona güvenin” (Yunus suresi, ayet 84)
Eğer Allahtan bir şey isterseniz ve “O” size başka bir şey verire GÜVENİN.Biz hayatımızı kendimizin idare ettiğini düşünüp başarısızlığa uğradığımızda da pes ediyoruz.Uğradığımız hayal kırıklıkları ve haksızlıklar karşısında da “ neden Allahım neden ben” diyoruz .Nedeni yok Allahın takdiri var dilemesi var.Üstelik bizim isteklerimiz her zaman bizim hayrımıza olmayabilir bunu ancak yüce yaradan bilebilir ,öyleyse bize tevekkül etmekten başka bir şey kalıyor mu.
Daha çok çalışsaydım, daha çok gayret etseydim, daha sabırlı olsaydım,daha çok sevseydim v.s diyerek içimizdeki vesveseleri duymamalıyız.İsteklerimiz her zaman ihtiyacımız olan şeyler olmayabilir.Bunun için kendimizi suçlayıp Allahın hoşlanmayacağı şeyleri yapmaya kalkışmamalıyız.İnsan üzüntülü anlarında doğru karar veremeyebilir bu da yeni hataları meydana getirebilir. Hele hayatını etkileyecek bir karar aşamasında ise çok ince düşünmeli kendine zaman tanımalıdır.Başına gelenlerin kötü bir insan olmasından değil imtihanının ve mükafatının büyüklüğünden olacağını düşünmelidir.
Hayat Allahın bize layık gördüğü verdiği yada vermediği ile yada vermeyi layık gördüğü ile çok çok güzel.Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.Kaktüsten harika çiçekler yaratan ,çirkin bir tırtıldan dünyanın en güzel renklerine bezenmiş kelebeği var eden Rabbim,bizim felaket olarak gördüklerimizden ne hayırlar çıkarır kimbilir.

SAHİ BİZ “O” NA NE KADAR GÜVENİYORUZ????

ÖLMEYE GÖR

Hele bir ölmeye görün,çabucak defin işlerine başlanır bir an önce yeni ikametgahına uğurlamak için tam gaz hazırlıklar bitirilir.Bazen tam terside olur tabi ayrılmak zor gelir ,onunla birlikte gömülmek ister insan.Bu abartı oldu biraz büyük aşklarda olur belki,sahi hiç böyle bir aşk yaşadınız mı yada size böyle aşık olan biri oldu mu hiç.Neyse canım bize ne biz konumuza dönelim ama daha konumuzdan bahsetmedik değil mi ?

Malum çok güzel bir ramazan geçirdik inşallah ve de çok güzel bir bayram.Genelde dini bayramlarda gerçekleşen eş dost ve mezar ziyaretleri her zamanki gibi çok yoğundu.Bu ziyaretlerde beni rahatsız eden bir durum vardı ,bunu ailemle ve arkadaşlarımla paylaşmıştım aslında ama yazmaya fırsat olmamıştı nedense.(daha önemli (!)gündem maddeleri vardı ) .Gözden uzak olan gönüldende ırak oluyor demek ki ne yazık.

Her zamanki gibi sabah sitemizde gezerken Türkiye Şehit Aileleri Derneği kurucusu ve Vatan İçin Can Verenler Federasyonu eski Başkanı Mehmet Gençer in şehit oğlunun mezarına yapıldığı iddia edilen saldırı haberini okuyunca aklıma mezarlardaki bazı eksikliklerden bahsetmek geldi.Belediyemizin ilimiz için yaptığı bütün çalışmaları gönülden desteklemekle birlikte ,yapmış olduğu yanlışları, yada yapması gereken şeyleri yapmamasından dolayı da eleştirimizi yaparız ,buna kimse engel olamaz, çünkü ben bir vatandaşım ve de devletten elbette bazı taleplerim olacaktır.Devletten talep edeceğim şeyleri de en yakın ve onu temsil eden merciden beklemek en doğal hakkımdır.Dolayısıyla belediyemizden talebim Yahşihan mezarlığı ve de diğer mezarlıkların bakımı ile ilgili olacaktır.Yanılmıyorsam geçtiğimiz kurban bayramıydı gerçi ne zaman olduğu önemli değil ,mezar ziyareti yaptığımız gün yağmur yağmıştı ve biz çamurla güreş yapmak zorunda kalmıştık.

Kaldırım taşlarının birkaç ayda bir yada haftada bir değiştirilip ,sökülüp sökülüp yenilenmesi yerine mezarlıklara el atılamaz mı? Mezarlığın içinde hiçbir onarım yok, en azından o kaldırım taşlarından döşense insanlarda temiz temiz ziyaretlerini yapsalar daha güzel olmaz mı? Bildiğim kadarıyla mezarlıklarda herhangi bir çalışma yok zaten gerekte yok! Ziyarete gelenlerde bir an önce gitmek için sabırsızlanırken kaldırım taşına ya da asfalt’a ne gerek var?

Haberde de belirtildiği gibi sarhoşu tinercisi ve de bilmem necisi varken bu dünyadan göçmüşlerimize daha bir ihtimam göstermemiz gerekmez mi? Sulamak için kullanılan bidonlar mezarların içinde yollarda ,ortalık leş gibi .Bu görüntü ve vurdumduymazlık onlara yapılan bir saygısızlık değil de nedir.Herkes kendi mezarlığıyla ilgileniyordur mutlaka ama bekçi diye görevlendirilen kişilerin oraların çeriyle çöpüyle ve de temizliğiyle ilgilenmesi gerekmiyor mu ?. Ben mi yanlış biliyorum yok eğer yanlışsam beni düzeltin.

Belediyenin buna maddi manevi gücü yetmiyorsa (!) gönüllü olarak toplanıp bu işe el atabiliriz.Zaten temizlik ve düzen üstüne rakip tanımıyoruz ,hele de hayır işi olursa bizi tutabilene aşkolsun.Hani aslan yattığı yerden belli olurmuş ya.Eeee rahmetlilerin yapabileceği bir şey olmadığına göre bu aslan kim acaba.

Onu bunu bilmem ben öldüğümde mezarım ve de mezarlığım tertemiz olsun isterim .Yok eğer bize ne, senden ölünce de mi kurtulamayacağız derseniz iki elim yakanızda olur haberiniz olsun…..

KARAMSAR OLMAK İSTEMİYORUM AMA…….

KARAMSAR OLMAK İSTEMİYORUM AMA…….

Verilen tavizler ne gidenleri geri getirecek nede yenilerini önleyecek.Karamsar olmak istemiyorum ama………….demiştim, bu tabloda nasıl ümitvar olabilir insan.Uzun yıllardır devam eden kardeş kavgasına çareler aranırken ,alevler küle dönerken yeni bir hamleyle söndürülmeye çalışılan ateş yeniden körüklendi.Her barış adımı öncesinde yaşanan bu acılar çok manidar,birilerini rahatsız eden barış çabaları baltalanmaya çalışılıyor.Olan kime mi oluyor senin,benim, onun oğluna ,kardeşine,yeğenine,kocasına, fidanına,canına ,hayatına doyamadan toprak olan selvi boylusuna ,kınalı kuzusuna ,gül kokulusuna. Artık bu yazıları yazmak istemiyorum ,istediğim şeyleri de yazamıyorum zaten,kelimeler düğümleniyor,beynim çalışmıyor,ellerim tuşlara basmıyor.Her yazmaya teşebbüs ettiğimde ağlayan annelerin ,eşlerin ,bacıların tabutlara sarılışları geliyor gözümün önüne,burnum sızlıyor ,gözyaşlarıma engel olamıyorum, nefesim boğazımda düğümleniyor yutkunamıyorum.

Ne zaman ,ne maman,ne zaman ,bu acılar ne zaman bitecek?Aslan gibi delikanlıların,destan yazan ,nam salan,düşmanına korkudan nal toplatan bu fidanların tabuttaki görüntüleri ne zaman bitecek.Daha geçen hafta şehitleri kaleme alırken bunun son olmasını temenni etmiştim ama olmuyor bitmiyor.Duygularımı anlatamıyor kelimelere dökemiyorum ,kelimeler yetersiz kalıyor,donuyorum.Hani insan hissettiklerini söylemek isterde , nasıl yapacağını bilemez ,işte öyle kelimeler birbirine karışıyor, ayıklamaya çalışıyorum.

Tecrübelerle sabit bayram önceleri yada iyi bir şeyler öncesi gelen şehit haberlerine alıştık(ne korkunç,ne acı ALIŞTIK) hayır alışmadık alışamayız alışmayacağız.Ama bölücü terör örgütünü ,onların yerli yabancı yandaşlarını,destekleyicilerini,memleketimin ekmeğini yiyip çanağına pisleyenleri ,şehidimin kanıyla sulanan topraklarımı bölmeye ve de satmaya çalışan ,kalkışan hainleri,kalleşleri ve aptalları ne Allah ne tarih nede biz affedebiliriz.

Bu topraklar üzerinde ,beş ayda iki şehit vermiş bir anne bizden daha çok söz hakkıdır kim ne derse desin.Atleti terlediğinde üşütmesin diye hemen çıkarttıran anne kanından sırılsıklam olmuş elbisesiyle kara toprağa uğurluyor evladını.Memleket üzerinde oynan oyunlardan birileri ister memnun olsun ister olmasın, ister sevinsin ister yerinsin,ister çıkar sağlasın ister sağlamasın ama analar artık ağlamasın,çocuklar babalarını fotoğraflarından tanımasın.Şehit evlerinde yanan yüreklerin dumanları tütmesin.Dağdaki anayla, askerin anasını bir tutmak bunun üstünden politika yapmak bir şeylere çare olmadı demek. Biri şehit oğluna diğeri bir hiç uğruna kukla olan ve pisi pisine ölecek olan oğluna yanıyor. Tek fark TÜRK ASKERİ ölmekten ASLA korkmaz
Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa,
Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa

Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar
Taşıp da kaplasa âfakı bir kızıl sarsar,

Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,
Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!

Diyen Mehmet Akif gibi bizi kimse yıkamaz bölemez,şehitlerimizin kanı yerde KALAMAZ…

GİDİYOOOR GİDİYOOOR

GİDİYOOOR GİDİYOOOR

Ne zaman geldi ? Ne çabuk gidiyor ? Bizden mi sıkıldı yoksa biz mi onu ağırlamayı bilemedik.. Ne çabuk gidiyor eyvah.Gelişini o kadar hasretle bekledik ki,bu sene daha bir hasretle daha bir özlemle bekledik neden bilmem.Belki son şansımız diye mi hissettik bir dahası olmayabilir diye mi düşündük bilmem daha bir bekledik. Geldi ,geldi ama ne zaman geldi niye bu kadar çabuk gidiyor anlayamadık.

Gündem o kadar yoğunki onu sadece akşam iftar saatlerinde, yada haberlerinde fasulye ,mercimek ,hurma bilmem kaç kuruş,eski ramazanlar nasıldı ? şimdikiler nasıl ? muhabbetlerinden öteye gitmeyen saçma sapan sualler le ekranı doldurma çabasıyla izledik bazen.Güzel iftar ve sahur programı yapan kanallar var ama o gariplerinde kumandadaki sıralamanın en altında olduğuna şüphe yok.Ramazanla ilgili bir çok yazı yazıldı çizildi ben başka bir şey yazayım dedim olmadı yine burnumu sokmadan duramadım.Her sene olurdu da bu sene oldumu dikkat etmedim ,ramazan sanki iftar sofralarında fasıl programları ile ,şarkı ,türkü kahkaha ile karşılanması , beklenmesi gereken bir vakitmiş gibi insanların gözüne sokuluyor ,beyinlerine kazınıyor.Göstermelik verilen iftarlar,yapılan eğlenceler,şen ve şuh kahkahalar.Körler sağırlar birbirlerini ağırlarken ,gerçek fakir bir köşede unutulacak lüks yemek davetlerinden kalan yemekler çöpe dökülecek ve bunun adı iftar yemeği verdi olacak.Ramazan açlığı yokluğu ve sabrı anlamak olduğuna göre bu israf ve gösteriş neden.

Oysa iftar saatinde vakitten biraz evvel sofraya oturmak,tefekkür etmek, Rabbim için aç kalmanın ,onun rızasını kazanmak için ,önünde duran çeşit çeşit yiyeceklere mübarek ezana kadar yutkunarak bakmak ,ve neye ne için sabrettiğini anlamak.İftar saatinde yapılan duaların reddolunmayacağını bilerek Rabbimden sonsuz istemek .Allah rızası için o samimi duaları yaparken mübarek Ezanı Şerifi tüm kalbinle duymak ve ilk lokmayı almak.Şimdiki ramazanlarda bazı şeyler değişti,iyi yönde olanda var kötü yönde olanda.

Demek ki ben de aaaaah o eski ramazanlar diyecek kadar yaşlanmışım . Ramazan davulcular bile çağa ayak uydurdu,eskiden davulun sesiyle uyanabilme imkanı vardı .Daha bir makamlı çalınırdı ,geçerken duyardınız.Şimdi “yurdum davulcusu” çok uyanık.Bir arabanın bagajında elinde davulu “dan, dan ,dan” aaaa davulcu geçiyor denk geldiniz mi bilmiyorum ama çok komik bir görüntü .Hiç bir anlamı yok yani zaten ben saat kurup kalkıyorum ama davulcunun bahşişini gene de veriyorum

Bin aydan daha hayırlı olan bir gecenin sahibi Ramazan. Beklide ramazan bazı ailelerin ocağına ateş düşürdüğü için buruk geçiyor,gerçi o ateşi düşüren mübarek ramazan değil kahpe eller ,kahpe kurşunlar,ahlaksızlar,Allahsızlar.Ateş ettiğiniz o elleriniz kurusun , ölene kadar vicdan ateşiyle kavrulasınız inşallah, vicdanınız varsa tabii.Ağıt yakan anneler vatana verdikleri kurbanları ,saçlarını kınaladıkları kuzuları ile,onların şehitlik makamları ile ,şehit annesi olmanın verdiği ayrıcalık ile özel anneler oldular.Ama sorun bakalım ,yüreklerini açıp bakın orda neler oluyor ,sahurda saçını okşayıp koklayıp yatağından kaldıran anne şimdi toprağını okşasa koklasa kınalı kuzusu kalkarmı .Uykusundan uyandırmaya kıyamadığı oğlunu şimdi ebedi uykusunda kimsenin rahatsız etmeyeceğini bilse de……. aahh o hasretlik yokmu.Yürekleri kor ateşe döndüren hasret.Birileri açılımların peşinden koşa dursun dört evin ocağı kapandı.Verilen tavizler ne gidenleri geri getirecek nede yenilerini önleyecek .Karamsar olmak istemiyorum ama …

Gidiyor mübarek Ramazan acaba af olunanlardan olabilecek miyiz.

Bedenimizi ruhumuzu ,kalbimizi arındırabildik mi,kurtuluşa erenlerden olabildik mi.Dilimizi ,gözümüzü haramdan uzak tutabildik mi,yapılan haksızlıklara karşı ben oruçluyum diyerek susabildik mi.Bakmamamız gereken bize haram olan şeylerden gözümüzü ,gönlümüzü uzak tutabildik mi……….

RAMAZANI LAYIKIYLA YAŞAYABİLDİKMİ ???

(yazacak çok şey var yer yok)

ANNE OL(AMA)MAK

ANNE OL(AMA)MAK
Anne dört harften oluşan yazılması ne kadarda basit bir kelime gibi görünüyor.Yazımı kolay belki ama anlamını ifade etmek sizce kaç dakika ,kaç saat,kaç gün sürer.Kişisine göre değişen bir kelime,bazılarını saatlerce konuşturabilecek bazılarının ise buz gibi ruhsuz ,duygusuz bakmasına neden olabilecek bir kelime
Tevafuk belki geçen hafta babaları yazdım bu haftada annelerden bahsetmek istemiştim ama farklı bir renkte.Daha sıcak daha sevgi dolu olacaktı,ama olmadı.Anne olmak sadece doğurmakla bitiyor mu ? Keşke öyle olsaydı .Bitmediği için aynı şeyler defalarca yazılıp çiziliyor ,alan alıyor,almayan davulda çalsan boşş.
Anneleri kategorilere sığdırsak çok uzun bir liste olur mutlaka o yüzden herkes kendi sıfatını biliyor,çalışan anne ,ev kadını anne,boşanmış anne,çocuklarını bırakmak zorunda olan anne…..
Her şeyden önce anne seni karnında dokuz ay birçok sıkıntılarla ,sağlık problemleriyle mücadele ederek ,hiç şikayet etmeden taşıyan kadındır.
Her şeyden önce anne karşılıksız veren ve bu durumundan hiçte şikayet etmeyendir.
Her şeyden önce anne aile içi sevgisizliğe ve saygısızlığa şahit olmasın mutlu bir yuvada büyüdüğünü hissetsin diye daima idareci ve kalkan olandır.
Anne annedir ,onun sinirlenmeye hakkı yoktur ,bazen sana çok kızsa da içinden sana kızgınlığını haykırsa da ,gözlerine baktığında sen her şeyin en iyisine layıksın diyendir.
“ Ben senin gibi bir anne olmayacağım”,”çocuğumu böyle büyütmeyeceğim” diye yüzünüze haykıran ve kalbini bin parçaya bölen çocuğuna ,sevgiyle yaklaşıp bağrına basan ve solmasından korktuğu bir gülü koklar gibi kokusunu içine çeken hüznünü kalbine gömen ,üzüldüğünde boğazına düğümlenen yumruğu günlerce hisseden kadındır anne.
Küçükken sizi sabahlara kadar uyutmadığı zamanların üstünden çok bir zaman geçmemişken ,eve gelmediği gecelerde yine sabahlara kadar uyumadan onu bekleyen başına bir şey gelmemesi için dualar edendir..
Suçu ister zamana bağlayın ister kuşak çatışmalarına ister bilmem neye ne oluyor anlamıyorum ,çocuklarda bir asilik bir hırçınlık bir saygısızlık bir vurdumduymazlık.Yoksa biz anne olamadık mı ? Sorun bizde mi ? Yoksa çağda mı? Yoksa onlarda mı? Kimde ?

Annelikten istifa etmek mümkün mü acaba ? Yada emeklilik,galiba bu mümkün değil emeklilik mezarda ,insan elindekinin kıymetini kaybedince anladığına göre buda bir teselli olabilir ama bunu bilmek nasıl mümkün olacak.Yanlış olan bir şeyler var ama ne?
Doğduğu andaki mutluluk, dünyaya ilk bakış,ilk gülümseme,ilk diş,ilk ayağa kalkış,doğduğu andan itibaren eksilmeden artarak büyüyen sevgi ve bir gün…
Anne olda anlarsın denilen şeyler mutlaka yaşanmak zorundamıymış.

ANNE OL(AMA)MAK NE ZOR ŞEY

KIZ BABASI OLMAK

KIZ BABASI OLMAK

Allah herkese nasip etsin evlat sahibi olmayı,dünyanın en güzel meyveleridir onlar.Kızı da birdir oğlanı da,ama arada hep bir fark vardır.Kız çocuğu daha bir korunup gözetilmesi gereken nadide bir çiçek gibi daima himaye altında bulundurulur ,erkek çocuğu ise ablasından küçük dahi olsa himaye eden gözeten rolündedir.

Daha doğmadan başlar babalar kızlarını kıskanmaya ,koruyup kollamaya.Zaman zaman komik olaylara da şahit olunur.3-4 yaşındaki kızınızı aynı yaştaki komşu çocuğundan kıskandığınız olmuştur sayın babalar.Daha ilkokul çağında erkek çocuklarınızın sevgililerinden gururla bahsederek “benim oğlum aşık” diye övünen baba,kız çocuğu için aynı cümleyi kurabilir mi .Hele öyle bir şey olsun bakın o zaman ,kızını rahatsız ettiğini düşündüğü çocuğun ağzını burnunu kırmak ister.Ne oldu zorunuza mı gitti gerçekler böyle değimli?

Küçükken daha masumane görünen bu kıskançlık zaman geçtikçe kızlarıyla birlikte daha da büyür.Yıllarca gözlerinden sakındıkları başlarına bir şey gelmesin diye adım adım takip ettikleri kızları gelinlik çağına gelir ve elin oğlu(lafın gelişi)hooop kızını kapıverir.

Şarkıdaki gibi kızım seni Aliye vereyim mi, kızım seni Veliye vereyim mi lafları dediğim gibi sadece şarkıdadır.Hiç bir baba kızının büyüdüğünü evlilik çağına geldiğini elin oğlunun alıpda bir gün götüreceğini kabul etmez. Kendi eşleri ağaç koğuğundan çıkmıştır zamanında onların anneleri babaları yoktur sanki..Sabah akşam görmeye alışık oldukları biraz geç kalsalar nerde diye meraktan öldükleri kızları ,şimdi misafirdir ,canı isteyince gelen yada gönderilen.Yokluklarına alışmak hiçte kolay değildir zaman zaman kızsanız bağırsanız yada bazen görmek istemeseniz bile(anneler mi ? orasını karıştırmayın mevzuumuz babalar) ne demiştik kızlarımızı veremiyorduk.

Şunu kabul edelim çocuklarımız bizde misafir,öncelikle Allahın bizlere vermiş olduğu emanetler daha sonra evlerimizde bir gün hayırlısıyla gideceklerini bildiğimiz misafirler .Kızı da erkeği de bir her ikisi de misafir ama onlarında yuva kurmaya hakları var çocuklarımız evimizden gidiyor diye o gülen yüzlerimiz asılmayacak onların adına mutlu olacağız.

Kızlar annelerine daha çok yar gibi görünse de ve de babalar erkek evlatlarına daha düşkün bilinse de aslında kazın ayağı hiç de öyle değil bence.Benimde yıllarca top 10 listemde olan “ yüksek yüksek tepelere “ şarkısını mırıldanır dururlarda gururlarından söyleyemezler.Bazen ata binip bazen de yelken açıp gitmek geçer içlerinden amaaa yapamazlar babadır onlar. Hele hele birde gurbete gidiyorsa vay hallerine erkekliğin kitabını başkası yazsın diyerek iki gözü iki çeşme ağlayan babalar da var yani.Bırakın Allah aşkına bırakın duygularınızı ,bırakın gözyaşlarınızı bırakın .

İlk önce nazlı kızlarını ellerinden aldıkları için kızarlar kıskanırlar belki ama daha sonra severler damatlarını( sebebini bilmiyorum ama kayınvalideler daha çok seviyorlar öyle diyorlar henüz milli olmadığım için bilmiyorum.Ama galiba haklılar) Bana gelince soframıza yeni bir üyenin katılması beni çok mutlu eder ,yemeklerimi daha bir zevkle hazırlarım ,çocuklarımın mutluluğu bana mutluluk katar,kayınvalidelik nasıl bir şey bende tadarım(çok şirret bir kayınvalide oluyormuşum birde eyvaaaah).

Allah cümlenin evladına hayırlı yazılar yazsın ömür boyu mutlu etsin. Nadide çiçeklerimiz solmasın gülen yüzleriniz asılmasın………

ALTIN KIZLAR

ALTIN KIZLAR

Senaristler bizim eve bir uğrasalar o kadar çok malzeme çıkardı ki ,senaryo aramaya gerek kalmaz reyting rekorları kırılırdı herhalde.Bizim altın kızlar süpeeer ,eğer bunalımdaysanız yada depresyonda bize gelin bişeyciğiniz kalmaz diyeceğim ama üzgünüm ,hep hazırcı olmayın canım sizde kendi grubunuzu kurun.

Hepsi harika hepsi özel ,bu gurup da önce bir büyük olmalı idareci,devletler bile başsız idare edilemezken bir araya gelen hanımlar bir otorite olmadan ne yaparlar amanııınnn düşünmek bile istemiyorum.Fazla gürültü çıkarmaktan dolayı bizi çekemeyen bir takım güçlerden dolayı nezarethaneye atılabiliriz meselaaa.İşte bu sebepten bizimde bir –hükümetimiz- var sözlerine değer verdiğimiz ,fikrini mutlaka aldığımız aslında çook ciddi olan ama zaman zaman onuda kendimize benzettiğimiz bir ablamız.

Hepsi hemen hemen kırklı yaşlarda olan bu kızlar bir araya geldiğinde şımarık çocuklar gibiyiz.Hani bizi bi parka götürseler kaydıraktan kaymak salıncakta sallanmak yada tahterevallide ancak bu kadar eğlenebiliriz herhalde.Gerçi ben genede parka gitmek fikrini hala hazırda tutuyorum ama öyle sakin bir park henüz keşfedemedim.

Bayılıyorum onlara o kadar tatlılarki,bir araya geldiğimizde onlara doyamıyorum, varsa üzüntümü,kederimi, yorgunluğumu alıp götürüyorlar.Şaka yapmayı ve yapılmasını severim ve de sürprizleri .En ufak bir espride alınan ,öküzün altında buzağı arayan insanların yanında çok rahatsız olurum.Gerçi öyle insanlara göre de olması gerektiği gibi davranırım herkes bizim gibi muzip olmak zorunda değil yani.

Hepsinin bir özelliği var ,birmi oooo saysam sayfalar yetmez ,kiminin kan şekeri düşer tatlısı,üzümü yanında olacak, kimi tansiyonu olduğu halde kuymak yiyecek sonra gözleri yükselen tansiyonu yüzünden kayacak.Sonrası malum tansiyon ilacı, soda ,telaş babam telaş.Yemeğe başlamadan önce bahsedilen kilolar yemek yerkende devam adilecek fakaaaaat herhangi bir önlem alınmayacak,tipik Türk kadını muhabbetleri.Aslında hepimizde ortak olan bir çok özellik bazen bir kişinin üzerine yapışıp kalıyor ama biz onun özelliği imiş gibi onu kızdırmayı yada sevmeyi seviyoruz.Ayy benmi ben sütten çıkmış ak kaşığım hiçç öyle muzipliklerim ,şımarıklıklarım olmaz ne ayıp ne ayıp.Ben sessiz sedasız ,hiç konuşmayan,gülmeyen asık suratlı,negatif kıl bir insanım?

Aa az kalsın unutuyordum bu altın kızların bir özelliği de en sıkıntılı anınızda bir alo kadar uzağınızda olmalarıdır.Üzgünüm ama bu hizmet sadece bu kulübe üye olanlar için geçerli, dedim ya sizde kendi kulübünüzü kurun.Canım ailem benden çok uzaktalar ,annem ,babam, kardeşlerim evet onlarda bir ‘alo’nun ucundalar onlar ailem (çokta sulu gözlü ve duygusalım gene salya sümük başlıcam) ama arkadaşlarım ikinci ailem oldu.Onları seviyorum biliyorum onlarda beni seviyor(yoksa bu benim kuruntummu ama yok yok ben sevilmeyecek arkadaşmıyım ,ya ben neler diyorum …)

Şu gurbet elde başıma gelen en güzel şey eşimden ve çocuklarımdan sonra arkadaşlarım,ve tabii çok değer verdiğim komşularım ,gülen yüzler.

Bi tanelerim sizleri çok seviyorum iyi ki varsınız ve iyi ki sizlere rastlamışım.Allah ayırmasın gülen yüzleriniz hiiiiç solmasın…………