çifte standart

ÇİFTE  STANDART

Duyduğumuz ilk anda hepimizin hayatının bir döneminde maruz kaldığı ve kalmaya devam ettiği bir davranış bir bakış bir düşünüş şeklidir.Ve ne yazıkki tüm dünya insanlarının maruz kaldığı bir durumdur.Siyasette,hukukta,eğitim öğretim ve hatta aile içi olaylarda.Empati yapmak bu durumu hafifletebilir ama oda kimsenin işine gelmez malum.

Tüm insanların eşit hak ve özgürlüğe sahgip olduğu söylenilen ülkelerde bile çifte standart olgusu ,duygusu had safhada maalesef.Dünyaya açılmaya ne gerek etrafımızdakileri halletsek iş bitecek ama ne mümkün.Hukuk devletiyiz , kanunlara saygımız sonsuz diyoruz ama bir bakıyorsunuz birisi için yıldırım hızıyla gerçekleşen davalar ,size sıra geldiğinde kaplumbağanın üstüne konulup denize salıveriliyor.Bekle ki sonuçlansın tabi kaplumbağayı bulabilirsen.

Eğitim diyorsun belki orada işler bu kadar vahim değildir ama ne göresin.Herkesin okuma hakkının olduğunu düşünüyor(BİLİYOR) geç olsada bir sınav için başvurma cesaretini gösteriyorsunuz.Ama bakışlar hatta “bu satten sonra okuyupta…..”cümlesiyle başlayan ifadeleri dinlemek zorunda kalıyorsunuz.İş kendilerine geldiğinde ister öğrenme duygularını tatmin deyin ister mevki makam yükselmek deyin okumak en doğal hakları. Bu sadece şahısları bağlar,bu hareket insanların kendi nefsi arzuları ,duyguları ve hareketleri sonucu ama yinede çirkin.

Bittimi…..bitmedi.Telefonla randevu alınacak ilk düştüğü anda en erken kırkıncı sıra .Yahu dakka bir gol bir hangi arada doldu bu liste.Hastaneye gidin sabahın köründe kucağınızda bebeğiniz yada yanınızda yaşlı anneniz.Eğer şansınız varsa bir tanıdığınızla “doktora bir şey sorup çıkarsınız”yoksaaa …Ben hakkıma razıyım kul hakkındanda korkarım….ölüyorda olsam sıramı beklerim beş on dakika bana bir şey kazandırmaz ama hakka girersem biliyorumki çok şey kaybederim.Bana kul hakkıyla gelmeyin diyen Rabbimden korkarım.Devletin size eşit hakları sağladığı kullaım alanlarında bencilce hareket edilip tanıdık gözetiliyor ve göz yumuluyorsa bu çifte standartın alasıdır.Şimdi size örnek vereceğim bu sefer insan ilişkileriniz zedelenecek .Neden …çünkü bunları yapanlar ortak tanıdıklarınız.İlişkileriniz bozulabilir….buyrun işte neden düzelemediğimize en somut örnek.Kimi  çıkarı olduğu için ,kimi eşini dostunu kaybetmekten korktuğu için ,kimi  bilmem ne sebepten hep bir göz yumma halindeyiz. “Haksızlık  karşısında susan dilsiz şeytandır .” gibi çok değerli ,güzel ve doğru bir sözün var olduğunu bilerek….

O yapabilir ama sen yapamazsın,o girebilir ama sen giremezsin,o alır ama sen alamazsın,o gider ama sen gidemezsin……ama nedennnnnn.  “ Çünkü onu dayısı benim”.Bende bir amca bulmazsam.Aman aman kalsın ne dayım ne amcam olsun.Nede beni kayıracak kimsem .Ama yapılanları görüncede neden  diye sormadan edemiyor insan.

Aile içinde halledememişken bu olayı dünyanın kuyruğunu nasıl düzelteceğiz.Hele bi kendi kuyruğumuzu toplayalımda  inşaallah Allahtan ümit kesilmez bakarsınız herkese bir “iyilik hastalığı ,güzel bakış,empati sevimliliği,hoşgörü ahlakı”gelirde iyi insanlar çoğalır.Ne zamanki bize yapılmasından hoşlanmadığımız şeyleri  başkasına yapmaktan vazgeçeriz sadece çifte satndartın değil tüm olumsuzlukların önüne geçmiş oluruz.Yelpazeyi sadece ülke içinde tuttuk malum dünyaya açılmaya kalkarsak insan suçlarından başlar yaşam ihlalinden ,cinayetlerden soykırımlardan çıkarız.Bizim yerimize o işlerle uğraşan devlet büyüklerimiz,saygıdeğer siyasetçiler ,kıymetli köşe yazarlarımız var.Allah onlara kolaylıklar versin. İyi insanların var olduğunu bilerek ümidimiz hiç yok olmasın

Published in: on 30 Oca 2012 at 8:40 am  Yorum yapın  

HAYATIMIZ VE ERTELENMİŞLİKLER

Hayat iki kapılı bir han derler eskiler….bir kapıdan girersin öteki kapıdan çıkar.Sorsan ne anladını diye hiçççç derler koskocaman bir hiç.Bu hiçlikler içinde yaşanmışlıklar ne kadar değerli yada değer kazanacak neler yaşadınız.Bize emanet verilmişse bu hayat mutlaka bir bedeli olmalı.

Onu öyle kullanmalıyızki bizden şikayetçi olmasın.Onu öyle doldurmalıyızki boşa geçen biran kalmasın.Aldığımız nefes bile emanetse bize boşa harcamamalıyız.Sadakaysa gülmek ……harama giren şuh kahkahalar atmamalıyız.Hayat herkese ,her gönüle göre değişen bir kavram.

Hayat sizce ne peki….sayılı nefesleri ölene dek değerlendirmekmi…içine bir kaç parça yaşanmışlık eklemek,bir kaç parça zevk,dünya malı,yemek içmek sıradan şeyler….çok sıradan.

Peki ertelediklerimiz hayatımızın neresinde gizli…neleri ,niçin erteliyoruz.Hayatımız bir ihmaller silsilesinimi oluşturuyor.Maalesef evet…hayatımız ihmallerle dolu..en olmadık şeyler için çok özel ve önemli şeyleri ihmal ettiğimizi ne yazıkki onları kaybettiğimizde farkediyor ve büyük bir yıkım yaşıyoruz.Kardeşiniz gibi sevdiğiniz gülen, güzel yüzler solunca ,hasta yataklarda kapılara bakan boyunlar kırılınca,koklamaya kıyamadığınız evlatlar ellerinizin arasından kayıp gidince.

Edep,saygı,sevgi,iyi huy,güzel ahlak insanı insan yapıyor ve yüceltiyorsa bizim bunları kullanmamamız ne kadarda büyük aptallık.

Evet aptalız ertelemememiz gereken şeyleri kulakardı ettiğimiz için,sevdiklerimizi kaybederken dünya telaşı yüzünden yanlarında olamadığımız için.Keşkelerle dolu hayatımıza yeni keşkeler eklediğimiz için aptalız ve suçluyuz.

Ölmeden önce itiraf edin sevginizi…keşkeler boğmadan sizi.Ölmeden önce gidin ziyaret edin badem gözlü kardeşinizi…..hiçbir şeyin önceliği olmasın sizin onu görmenizden.Verdiğiniz sözleri tutun …sonunda sizi suçlayan bakışlarla karşılaşmamak için…..yada vicdanınızın sizi kavurmasından korkmamak için.Hayatın bize verdiği rolleri oynamaya devam edceğiz …..rollerin değişebileceğini akıl edemeden.Başrolken figüran olabileceğimizi düşünmeden.

Hayatınızı ertelemeyin,
sevdiklerinizi elinizin tersiyle itmeyin,

ölüm onları hayatınızdan çıkarmadan siz hayatınızdan çıkarmayın.Çünkü eğer bu olmuşsa artık çok geç kalmışsınız demektir.

Ertelenmişliklerle ve keşkelerle başlayan cümleler sizi asla huzura kavuşturmaz…artık geçmiş ola…

Published in: on 06 Oca 2012 at 8:35 am  Yorum yapın  
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.